New York Okulu olarak adlandırılan grafik sanat akımının, en önemlisi ve belki de yüzyılın en önemli tasarımcısı Paul Rand.

Kübistlerin Klee ve Kandinskynin yapıtlarını inceleyen Rand, bu yeni biçimlerin hem simgesel hemde ifade bakımından iletişim için görsel bir araç olabileceğini farkederek, bunları çalışmalarına uyarlamış; kolaj ve fotomontaj tekniklerinden yararlanmış; espri unsuru kullanarak izleyicinin ilgisini çekmeyi denemiştir. Japon sanatı sanatçının kendi çalışmalarında da son derece etkili olmuştur. Rand’e sadece doğu estetiğini öğretmekle kalmamış, modern batı resim ve tasarimini daha iyi anlamasına yardımcı olmustur. Rand, modernizm doktirinlerinin sunduğu yapı, disiplin ve temel gerekçelerin grafik tasarım için uygulanabilir olduğuna inanmıştır. Bu düşüncesi genel sanat yaklaşımına ve tasarımına da yansımıştır. Rand, Avrupa grafik tasarımının çok iyi etüd etmiş ve sade, nükteli bir tarzda geliştirerek Amerikan grafik tasarımına kazandırmıştır. Çalışmalarının karakteristik yanı görsel kontrastlar kullanmasıdır.
Rand bir yandan estetik meleği gibi davranırken, müşterilerine iyi tasarımın onlar için de ne kadar yararlı olduğunu anlatmaya çalışıyordu. “Bir şirketin ünü nasıl göründüğü ve ürünlerinin nasıl çalıştığına bağlıdır. Çalışmayan ama çok güzel gözüken bir ürün, kuruluşun dürüstlüğünü zedeler. Uzun vadede sadece müşterilerini değil iyi niyetini de kaybeder.” diyordu. Rand kariyeri boyunca kendine ve müşterilerine karşı hep dürüsttü. Steve Jobs bir keresinde ondan birkaç logo istemiş. Rand de birkaç logo istiyorsa birkaç tasarımcı bulması gerektiğini söylemiş. “Ama benden sorununu çözmemi isterseniz, çözerim.” Bu tür sözler Rand’in müşterileriyle anlaşma tarzıydı.
Paul Rand tasarımlarını oluştururken kullandığı ve “yap boz içgüdüsü” adını verdiği olayı şöyle betimlemiştir. “Yap boz içgüdüsü, düzen içgüdüsüdür, bozulduğunda oyunu bozacak, belirsizlik yaratacak kurallara duyulan ihtiyaçtır. “Oyun gerilim yaratır” der Johan Huizinga. Tüm yetenek oyunlarına hükmeden tansiyon ve çözümlerdir. Olmasa Picasso olmazdı. Yap boz olmasa deneme olmazdı. Denemek cevap arayışına girmek demektir. Yaratıcılıkta formül yoktur. Sadece merakımdan çeşitli alternatifler denerim. Farklı yollar bulurum. Bazıları bir fikrin farklı uygulamaları, bazıları daha radikal çözümler. Bir evrim oyunu.” (Design Dialogues Heller, Pettit, Allworth Press, 1998)
Paul Rand kendi tasarım anlayışı ve sanat ilişkisi hakkında şunları söylemiştir: “Sanatı ilişkilerdir. Tüm sanat dalları ilişkiler üzerine kuruludur. Tasarım da ilişkiler üzerine kuruludur. Şekil ve içerik arasındaki ilişkidir. İçerik anafikirdir. şekil, fikre nasıl yaklaştığınızdır. Onunla ne yaptığınız tasarımın anlamıdır. Tasarım, şekil ve içeriğin manipulasyonudur. Şekil Onunla nasıl uğraştığınızdır. Renk kullanacak mısınız? Siyah beyaz mı olacak? Büyük, küçük? Üç boyutlu veya iki boyutlu? Moda bir şeyler mi yoksa daha mı ciddi? Bodoni mi kullanacağım yoksa Baskerville mi?”
Not: Alıntı ve çeviriler kaynakça belirtilmeden yayınlanmaktadır.